seo dersleri

Obezite Cerrahisi Yöntemleri; Kimler İçin Uygundur, SGK Karşılıyor Mu?

Bariatrik cerrahi olarak da tanımlanabilen obezite cerrahisi; aşırı kiloları nedeniyle hayat kalitesi düşen ve sağlıkları bozulan obezite hastalarının sindirim sistemlerini değiştiren cerrahi operasyonlar bütünü olarak tanımlanabilir.

Bazı yöntemleriyle midenin hacmini küçülten, bazı yöntemleriyle ise midenin hacmini küçültüp besin eminimi de azaltan obezite cerrahisi operasyonları;

  • Diyet yapmasına ve düzenli egzersiz programları uygulamasına rağmen kilo veremeyen;
  • Fazla kiloları sebebiyle hayat kalitesinin azalmasının yanı sıra ciddi sağlık problemleri yaşayan ve
  • Obezite cerrahisi operasyonlarından sonra yepyeni bir hayata başlamaya psikolojik olarak hazır olan obezite hastalarına uygulanmaktadır.

Obezite hastalığının tedavisinde farklı yöntemler vardır; hangi yöntemlerin uygulanacağı hastanın kilo almasına neden olan temel faktörler ortaya çıkarıldıktan sonra belirlenmektedir.

Kimi zaman beslenme programlarının değiştirilmesi ve egzersiz yapılması yöntemleri ile hastalar kilo verebilirken, kimi durumlarda ilaç tedavisi uygulansa dahi kilo verme amaçlarına ulaşamazlar.

Son çare olarak düşünülen obezite cerrahisi operasyonlarından sonra, hastalarda fazla kilo nedeniyle oluşan; uyku apnesi, diyabet, yüksek tansiyon, metabolik sendrom, karaciğer yağlanması, yüksek kolesterol ve damar tıkanıklıkları gibi hastalıklar iyileştirilebilir.

Hastaların kilo vermeleri ve verdikleri kiloları korumaları açısından obezitenin tedavisinde en etkili yöntem olarak obezite cerrahisinin üstünlüğü kabul edilmektedir.

Obezite Cerrahisi Kimler İçin Uygundur?

Obezite ve morbid obezite hastalıklarında etkili sonuçların alındığı obezite cerrahisi; kilo vermek isteyen her hastaya uygulanamaz. Cerrahi operasyonların uygulanabilmesi için gereken kriterler ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü tarafından 1991 yılında belirtilmiştir. Bu kararlar kapsamında;

  • Vücut Kitle İndeksi 40 ve üzerinde olanlar;
  • Vücut Kitle indeksi 35 ve üzerinde olup diyabet, yüksek tansiyon, uyku apnesi, damar tıkanıklıkları gibi ciddi hastalıkları bulunanlar;
  • Ameliyata girmesi sağlık sorunları nedeniyle risk teşkil etmeyenler obezite cerrahisine uygun olarak kabul edilir.

Tüm bu pozitif gerekliliklerin yanı sıra, hastaların obezite cerrahisine uygun kabul edilmesi için gereken psikolojik şartlar da vardır.

  • Hasta hayatını gerçekten değiştirmeye hazır mı?
  • Psikolojik olarak bu ameliyatın sonuçlarını kaldırabilir mi?
  • Ailesinden ve çevresinden ameliyat sonrası dönemde destek görecek mi?
  • Hastanın alkol ve ilaç bağımlılığı var mı?
  • Hasta psikolojik olarak bu ameliyatın sonuçları ile yüzleşebilecek mi?
  • Hasta kilo verip sağlığına kavuşmayı gerçekten istiyor mu?

Cerrahlar tüm bu soruların yanıtlarını vermeden obezite cerrahisi operasyonlarını gerçekleştirmezler. Bu ameliyatlar doğaları gereği risk taşıyan ve son çare olarak görülmesi gereken operasyonlardır. Hasta henüz hayatını değiştirmeye hazır değilse, obezite cerrahisi amacına ulaşamayabilir.

Obezite Ameliyatlarını Devlet (SGK) Karşılıyor mu?

Az önce de belirttiğimiz gibi obezite cerrahisi; obezite hastalığı olan ve fazla kilosundan kaynaklı sağlık problemleri yaşayan hastaların en etkili tedavi yöntemleri olarak kabul edilmektedir. Bu operasyonlar salt hastaya kilo verdirilmesini amaçlayıp estetik yönü ağır basan operasyonlar değildir, kilo verdirilmesi ve hastanın ciddi sağlık problemlerinden kurtulmasına olanak tanırlar.

Bu açıdan yaklaşıldığında obezite cerrahisi yöntemleri tercih olmaktan çok zorunluluk olarak ön plana çıkar. Hastanın mevcut kilosuyla yaşamaya başlaması, kalp krizi ve ani ölümlerin oluşmasına neden olabilir. Bu nedenle obezite cerrahisi operasyonları devlet (SGK) tarafından karşılanmaktadır. Ancak burada bir detay vermek istiyoruz.

Obezite cerrahisi ameliyatlarının devlet tarafından karşılanabilmesi için hastanın obezite hastası olduğu içinde endokrinoloji uzmanının da bulunduğu bir heyetten aldığı raporla ispatlanmış veya kabul edilmiş olmalıdır. Raporu olan ve fazla kiloları nedeniyle sağlığının bozulduğu teyit edilen hastaların obezite ameliyatlarını devlet karşılamaktadır. 

Obezite Cerrahisinde Uygulanan Yöntemler Nelerdir? 

Obezite hastalarının genel sağlık durumları, yaşları, vermeleri gereken kilo miktarı ve kilo almalarına bağlı nedenler değerlendirilerek sağlıklarına kavuşmalarını sağlamak için farklı obezite cerrahisi yöntemleri uygulanabilir. En sık kullanılan obezite cerrahisi operasyonları şu şekilde sıralanabilir:

  • Tüp Mide Ameliyatı (Sleeve Gastrektomi)
  • Mide Kelepçesi Ameliyatı
  • Gastrik Bypass Ameliyatı
  • Mide Balonu
  • Duodenal Switch Ameliyatı

İlk olarak, en sık uygulanan obezite cerrahisi yöntemlerinden biri olan ve ameliyat sonrası fazla kiloların %70’inden fazlasının verilmesine olanak tanıyan tüp mide ameliyatı hakkında bilgi vereceğiz. 

Tüp Mide Ameliyatı (Sleeve Gastrektomi) 

Vertikal Gastrektomi olarak da adlandırılan tüp mide ameliyatları hızla kilo vermesi gereken ve sağlık durumları ciddileşen obezite hastalarında uygulanan obezite cerrahisi yöntemlerinden biridir.

Midenin %80’ine yakın bir kısmının kalıcı olarak kesilmesini ve tüp şeklinde yeni bir mide oluşturulmasını sağlayan tüp mide ameliyatı; midenin hacmini küçülterek besin alımının kısıtlanmasını sağlayan “restriktif” yani kısıtlayıcı obezite cerrahi yöntemleri arasında yer alır.

Açık ve laparoskopik yöntemle gerçekleştirilebilen tüp mide ameliyatı sonrasında, hasta daha az yemesine rağmen kısa sürede doyar. Bu ameliyat esnasında kapalı ameliyat tekniği uygulanmışsa hasta kısa zamanda iyileşebilir.

Ameliyatın en büyük riski yeni midenin oluşturulması esnasında zımbalar ile tutturulmasına bağlı olarak sızıntı oluşmasıdır. Cerrahların deneyimi bu sorunun görülme sıklığını oldukça azaltmıştır.

Tüp mide ameliyatı sonrasında obezite hastaları hızla kilo verirken; yüksek tansiyon, depresyon, damar tıkanıklığı, kolesterol, migren, astım, diyabet, uyku apnesi gibi sağlık sorunlarında ciddi oranda iyileşme görülür.

Mide Kelepçesi Ameliyatı (Ayarlanabilir Gastrik Band)

Mide ile yemek borusunun birleşim noktasının hemen altına silikon bir bant takılıp midede küçük bir cep oluşturulması suretiyle gıda alımını kısıtlamayı sağlayan bu operasyon sırasında, midenin hacmi geçici olarak azaltılmaktadır. Tüp mide ameliyatından farklı olarak midede kalıcı bir anatomik değişiklik meydana getirilmez.

Laparoskopik yöntemle gerçekleştirilen mide kelepçesi ameliyatı sırasında mideyi daraltan silikon bantların sıkılıkları ayarlanabilir. Hastalar yeterince kilo verdiklerini düşündüklerinde dilerlerse mide kelepçelerini çıkartabilirler ya da gevşetilmesini talep edebilirler.

Bu ameliyat sonrasında hastalar beslenmelerine dikkat edip düzeni spor yaparlarsa fazla kilolarının %60’ından fazlasından kurtulabilirler.

Mide kelepçesi ameliyatlarından sonra obezite hastalarının kilo vermesine bağlı olarak; yüksek tansiyon, diyabet, uyku apnesi, kemik ve eklem sorunları, astım atakları, reflü, yüksek kolesterol gibi hastalıklarında fark edilir iyileşmeler olduğu bilinmektedir. Uzun dönemli kilo kontrolünün sağlanabilmesi bu operasyonların başarısını arttıracaktır.

Gastrik Bypass Ameliyatı

Midenin hacmini küçültüp aynı zamanda besin emilimini azaltan Gastrik Bypass ameliyatı en sık uygulanan obezite cerrahisi yöntemlerinden biridir. Hızlı kilo verilmesini sağlayan bu mide küçültme ameliyatı yönteminde ilk olarak midenin hacmi küçültülür sonrasında ince bağırsak bypass edilir.

Tüp mide ameliyatından farklı olarak midenin ayrılan ve kullanım dışı bırakılan büyük kısmı vücuttan kesip çıkarılmaz. Bu nedenle Gastrik Bypass ameliyatı da geri döndürülebilen obezite cerrahisi yöntemlerinden biri olarak kabul edilir. Ameliyat sırasında yapılan değişikliklerin düzeltilmesi zordur, ancak deneyimli cerrahlar için imkansız değildir.

Bu ameliyatın kısıtlayıcı özelliğinin yanı sıra besin emilimini azaltmasını da sağlayan temel faktör ince bağırsağın kesilmesi ve alt kısmının doğrudan oluşturulan yeni mide ile bağlanmasıdır. İnce bağırsağın üst kısmı doğrudan mideye bağlanmadığı için besin emilimi azaltılmış olur.

Gastrik Bypass ameliyatı sonrasında uzun dönemde hastalar kilolarının %70’ine yakın ya da daha fazla bir bölümünden kurtulabilirler. Kilo vermelerine da bağlı olarak kan değerlerindeki yağ oranı düşer; damar tıkanıklıkları, eklem rahatsızlıkları, migren atakları, diyabet, reflü, astım ve uyku apnesi gibi rahatsızlarında iyileşmeler görülür.

Mide Balonu Yöntemi

Obezite cerrahisi yöntemleri arasında yer alsa da mide balonu yöntemi cerrahi özellik taşımaz. Endoskopik olarak gerçekleştirilen bu yöntemde ağızdan mide boşluğuna silikon bir balon yerleştirilir ve mide içerisinde hastanın kilo vermesi için ideal ölçülerde şişirilir.

6 ay boyunca hastanın midesini doldurarak besin alımını kısıtlayan mide balonu yöntemi hastanın çabuk doymasına, geç acıkmasına ve böylelikle kalori alımının düşürülmesine neden olur.

Mide balonu yönteminden sonra hasta kısa süre içerisinde günlük hayatına dönebilir. Kilo vermesi için cerrahi operasyonlara uygun sağlık standartlarına sahip olmayan hastalar için bu yöntem cerrahi operasyonlardan önceki ilk adım olarak da uygulanabilir.

Ameliyattan sonraki 6 aylık süreçte hastaların fazla kilolarının %30’unun verilmesine olanak tanıyan mide balonu yöntemi, uzun süreli kilo kontrolü sağlamaz. Kilo vermeye başlayan hastanın direnci, yeni beslenme ve egzersiz alışkanlıkları kazanması bu prosedürün başarını doğrudan etkilemektedir.

Mide balonu ameliyatı sonrası kilo veren hastaların; diyabet, yüksek tansiyon, eklem rahatsızlıkları ve kolesterol sorunlarının büyük ölçüde azaldığı bilinmektedir. Ameliyat sonrası hasta eski hayat tarzına geri dönerse, hızlı bir şekilde kilo almaya başlayabilir.

Duodenal Switch Ameliyatı

Doğası gereği en komplike obezite cerrahisi yöntemlerinden biri olarak kabul edilen Duodenal Switch ameliyatı, tüp mide ameliyatı ve Gastrik Bypass ameliyatlarının birleşimi niteliğindedir. Uzun dönemli en çok kilo verilmesini sağlayan obezite cerrahisi yöntemi olarak ön plana çıkan Duodenal Switch ameliyatı 2 aşamalıdır.

Ameliyatın ilk aşamasında hastanın midesi %80 oranında kalıcı olarak küçültülür, sonrasında midenin küçültülen kısmı ile kimyasal sindirimden sorumlu olan “duedonum” bölümünün korunması kaydıyla kesilen ince bağırsağın alt kısmı birleştirilir.

Hem gıda alımını hem besin emilimini kısıtlayan Duodenal Switch ameliyatı, morbid obezite hastalarının hızla kilo vermesini ve sağlık durumlarının hızla düzelmesini mümkün hale getirir.

Obezite Cerrahisi Yöntemleri; Kimler İçin Uygundur, SGK Karşılıyor Mu?
5 Kullanıcılar (3 Oy)
Değerlendirme

(3 Oy)

Değerlendirmede bulunun.

Yorum Yaz

Tüm Yorumlar

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır ve bilgileriniz 3. kişilerle paylaşılmayacaktır. * Yıldızlı alanların doldurulması zorunludur. *

Obezite Cerrahisi Yöntemleri; Kimler İçin Uygundur, SGK Karşılıyor Mu? – IngilizceTurkce.Gen.Tr